8.09.2009

Saba Tümer' den özel açıklamalar & program en'leri


Saba Tümer:
"Psikiyatrım dedi ki bu neşemin altında aslında hüzün varmış; kahkaha da bir kamuflaj, bir kaçışmış. Ama bunu değiştirmeme de gerek yokmuş" dedi.


Milliyet gazetesinde Miraç Zeynep Özkartal imzasıyla yayımlanan haber şöyle:

Memleket sınırları dahilinde "Bayan Kahkaha" payesini Güzide Kasacı'dan devralmayı başardı Saba Tümer.
Üstelik birkaç yıl önce döpiyesli bir haber spikeriyken şimdi şen kahkahası ile anılıyor.
"Bu benim" diyor,
"Hep de böyleydim"
... Söyleşi boyunca da sayısız kereler güldü, uzun uzun kahkahalarla hem de. Konuşma bandını kulaklıkla çözerken sesini kısmak zorunda bırakacak kadar üstelik :))

Randevumuza geldiğinde ilk konuk derdinden mustaripti.
Yarın CNN Türk'teki ilk programı başlıyor ve bugüne kadar hiç edinmediği bir endişeyle karşılaşmış: İlk konuk kim olacak?
Bu kritik soru çerçevesinde sayısız telefon konuşması yaptı söyleşi boyunca...

Gerçekten çok neşeli, çok rahat, çok olumlu. .
Ekrandaki gibi yani.
Ama konuşurken göründüğü kadar gamsız olmadığı çıktı ortaya.
Uzun uzun konuşup hislerine dair pek bir şey söylemeyenlerden.
Eğer ilgiyi kahkahasına ve neşeli görüntüsüne çekebilirse deşifre olmayacağını öğrenmiş belli ki..
Biraz deştik bu konuyu söyleşide, fazla derine indikçe yine kahkahayla çıkardı bizi su yüzüne.

Medya sitelerinde sözleşmeyi bozduğunuz için Habertürk'e 250 bin TL tazminat ödediğiniz yazıldı. Doğru mu?

Bir tazminat ödedim, onların isteğini yerine getirdim. Ama parasal olarak sormayın çünkü bu ticari unsur. CNN Türk'e geçtiğim için çok mutluyum. Mehmet Ali Birand beni her gördüğünde "Seni transfer etmeyi çok istiyorum ama sana boyum yetişmiyor" deyip duruyordu.

Neden yetişmiyor?

Bilmem, hiç sormadım. En son bir davette gördüm, yine aynı cümleyi söyledi. Benim ayağımda topuklular vardı "Aynı boydayız artık" dedim. Kısa süre sonra bu transfer oldu. Ben de zaten çok istiyordum onunla çalışmayı. Zaten transferimden sonra kanallar arasında birçok transfer gerçekleşti. Sayemde çok kişi para kazandı. Onlardan tek isteğim "Allah razı olsun" demeleri.

Habertürk'ten ayrılma süreciniz "Süperstar Aile" programıyla başladı. Pişman mısınız o işe girmiş olmaktan?

Hayır, ben bugüne kadar pişman olacağım hiçbir iş yapmadım. Profesyonelce düşündüm. Böyle bir tecrübeyi hayatıma katmak istiyordum. Amacım, kendi programımın formatı dışında bir şey yapmaktı.

CNN TÜRK'te format değişikliği olacak mı?

Hayır, her şey aynı.

Yaptığı işten memnun olanlardan mısınız, kendi kendini yiyenlerden mi?

Hiç yemem. Bazen eve gidince "Şu soruyu da sorsaydım" dediğim oluyor, o kadar.
"Mail'leri okurken konuğumu dinliyorum. El işte göz oynaşta"

Gerçekten enerjiniz bu kadar yüksek mi?

Herhalde öyleyim. Ekrana çıkınca değişmiyorum. Zaten o enerjim var. Ama enerji derken, buradan Etiler'e kadar koşacak enerjim yok. Oturduğum yerde her şeyi yapacak enerjim var!

Programa nasıl hazırlanıyorsunuz?

Allah Google'dan razı olsun, bilgileri çıkarıp onları okuyorum. Çoğu soru doğaçlama oluyor ama bazen tıkanıyor sohbet, o zaman önümdeki bilgilere dönüyorum. Ya da izleyiciler de artık Google gibi oldu, onlardan da bilgiler geliyor.

Bazen o e-postaları okurken karşınızdakini dinlemiyormuş gibi görünüyorsunuz?

Dinlemiyormuş gibi gözükürüm ama dinliyorum tabii... Hani eli işte gözü oynaşta derler ya! Onu dinlerim, bunu okurum, öteki tarafa cevap da yetiştiririm.

Konuklar rahatsız olmuyor mu o ekrana gömülmüş halinizden?

Ama sözleri bitince onları dinlediğime dair bir soru soruyorum. Şu anda seninle konuşurken de kafamda konuk ayarlıyorum. Bazen de konuk cümlesini bitirmeden başka bir soru aklıma geliyor, lafı da uzatmışsa sıkılıyorum, hemen atlayıp o soruyu soruyorum. Bir sorunun bir cevabı var, onu ağdalandırmaya gerek yok. Evet mi, hayır mı, belki mi? Akademik cevaptan da sıkılıyorum.

Bir konuk için çalışma süreniz ne kadar?

Bir saat falan.

Az değil mi?

Yo, konuğuna göre ama. Yeni albüm çıkaran birini ne kadar çalışabilirsin ki? Ama uzayla ilgili bir konu olursa daha çok çalışırım, eşimi dostumu ararım. Herkesin çok sevdiği bir dizi vardır, onun oyuncusu gelecektir, kanalın ulaştırmasını arar "Ne sormak istersiniz?" derim.

Ya muhabbet tıkanırsa?

Can havliyle bir şey geliyor aklıma. Ya izleyiciden soru geliyor ya da gülüyorum, düşünme payı alıyorum kendime.

Hiç kahkaha atmadığınız program oldu mu?

Oldu tabii. Çok ciddi bir konuydu. Bir sürü mesaj geldi, bu akşam neden gülmüyorsunuz diye..

Bazen o kahkahayı atmak için fırsat yaratıyorsunuz gibi geliyor.

Ben gülmeyi seviyorum, normalde de böyleyim. Yolda yürürken aklıma bir şey gelip kendi kendime de gülüyorum. Bazen kendi kahkahama uykumdan uyanıyorum. Rüyamda komik bir şey görüyorum, gülüyorum, kendi sesime uyanıyorum.

Ne zaman keşfettiniz bu kahkahayı?

Çocukluğumdan beri böyleyim. Bunu Okan Bayülgen keşfetti. Ben ekranda gülünmez zannediyordum, "Normalde ne kadar güzel gülüyorsun, niye ekranda böyle ciddisin?" dedi. Ben de rahatladım, içimde patlamıyor en azından kahkaham.

Çocukluğunuzda da böyle mi gülüyordunuz?

Evet. "Herkes bize bakıyor, böyle gülme" derlerdi bana.

Ağladığınız program oldu mu?

Tutuyorum. Ekranda ağlayınca yanlış anlaşılıyor ya, reyting uğruna ağladı diye.

Reyting uğruna kahkaha attı da deniyor?

Ama o benim! Geliyor o kahkaha. Bir de başkasının karşısında ağlamayı da sevmem.

Siz çok açık görünüp içine kapalı olanlardan mısınız?

Evet. Duygularımı gösteremem. Çok severim ama karşımdaki emin olamaz sevgimden.

Neden?

Bilmiyorum, onun için gittik psikiyatra.

Ne dedi?

Benim bu neşemin altında aslında hüzün varmış ve kendime bunu kalkan yapmışım.

O hüznün kaynağı kaybetme korkusu mu?

Evet. Bu korku hep vardı ama annemi kaybettikten sonra yoğunlaştı. Önceden bu kadar katı değildim, annemden sonra tamamen kalkan oluştu. Ben bile delemiyorum. Yakınlarım anlıyor benim bir şeyleri kamufle etmeye çalıştığımı.

Kahkaha da bir kamuflaj mı?

Öyle dedi zaten psikiyatr. Kendime onu çok güzel bir kaçış olarak bulmuşum. "Değiştirmenize de gerek yok" dedi. Bunu yok edip sıfırdan bambaşka bir kalkan yaratmak belki beni daha depresif yapacak.

Sizi ne depresyona sokar?

Aşk acısı, dost kazığı, işimi istediğim gibi yapamamak...

En son ne zaman yaşadınız bunları?

Dost kazığını iki yıldır filan yemedim. İşimde istediğimi yapamamak da iki yıl oldu, işsiz kaldığım dönem. Onda bayağı depresyondaydım. O da dost kazığı sebebiyle olmuştu. Bir kanalın yöneticisi benim çok yakın arkadaşımdı. Bana bir program vaat etti, ben de başladım. Arkasında duracağını söylemesine rağmen durmadı ve kaldırdı yayından. Ondan sonra da bana ödemesi gereken parayı ödemedi. Sonra işsiz kaldım.

İş arayıp da bulamadınız mı, gelen teklifleri mi beğenmediniz?

Kapı kapı dolaşmadım. Tanıdığım birkaç yayın yönetmenine gidip şu an yaptığım programı anlattım. Hepsi bana "Bu saatte yapılacak program tutmaz" dedi. Onun için şu anda projeyi götürdüğüm hiçbir TV yöneticisinin televizyoncu olduğuna inanmıyorum.
Bir de "Biz seni arayalım" diyenler oldu. Bekle Allah bekle, arayan yok. Depresyona girdim, sürekli uyuyordum. Arada bir Oray (Eğin) gelip beni yemeğe çıkarıyordu. Onun hakkını ödeyemem.


Üçüncü depresyon nedenine dönelim, aşk acısı..

O da bir yıl önceydi. Daha taze...

Devam ediyor mu, teselli eden çıktı mı?

Teselli yolu aramadım. Kendi içimde yenmeye çalıştım.

Yendiniz mi?

Sorma böyle şeyleri, şimdi okuyup havaya girmesin! Bir yeniyorum bir yenemiyorum. Hani şarkı var ya, "Bir yangının külünü yeniden yakıp geçtin". Tam o hesap. Bir yanıyor bir sönüyor.

Arkadaş da olunamadı yani..

Ben hep sonradan arkadaş oluyordum. Ama şimdi anladım ki onunla olamam. Çünkü arkadaş olmak, ancak bir kadının o adama karşı ne aşk ne sevgi ne de seksüel dürtü hissettiğine alamettir.

Nedir bu, terk mi edildiniz?

Yok! Severek ayrıldık... Diyelim... Anlasam zaten depresyona girmezdim.

Bu acıda da kahkaha efekti var mı?

Var, kesinlikle. Karşımdaki hiç inanmaz onu sevdiğime, üzüldüğüme...
Bu kalkanım da kırılma, kaybetme korkusundan herhalde.

Saba Tümer'in program "en"leri

- En konuşkan konuk: Şifalı taş uzmanı Ahmet Maranki ve Dr. İbrahim Saraçoğlu. Hastalanınca onları çağırıyorum. Hoşgeldiniz diyorsun, gerisini onlar getiriyor.

- En tutuk konuk: Vildan Atasever. Çok heyecanlandı, konuşamadı programda.

- İkna etmesi en zor konuk: İkna etmekte zorlanmadım ama bir sürü prosedür aştığımız Arda Turan'dı. Galatasaray Kulübü mahvetti beni.

-Gelmesini çok isteyip de başaramadığınız konuk: Emine ve Recep Tayyip Erdoğan, Tarkan, Sezen Aksu. Ama dördüyle de hiç iletişim kurmadım şimdiye kadar, belki red cevabını duymamak için.

-En komik konuk: Mehtap, Arda, Sergen, Yavuz Seçkin, Behzat Uygur.

-En trajik konuk: Kendisi trajik değildi ama Bedirhan Gökçe anneyle ilgili bir şiir okurken ağlamamak için zor tuttum kendimi.

11 yorum:

  1. anti-saba tümerciyim ben. hani bilinsin istedim.
    bi gören bi duyan olur, winston çark etmiş denmesin.
    gerçi ilk yazınızda sevmeyenler de gelsin demişsiniz.
    ne olursan ol gel demişsiniz.
    haa ondan geldim. bundan sonra her türlü olumsuz yorumumla bu blogun hizmetindeyim :)

    YanıtlaSil
  2. Aslında bu kadını sevmemek icin bi neden yok ama olsun herkesin kendi zevki görüşü sonuçta olumsuzluklar kötüdür ama bakalım ne tür olumsuzluksunuz :D h.geldiniz bu arada :)

    YanıtlaSil
  3. Winston Wolf'uM gel sen gel ;)))))
    bize olumsuzluklarda lazim .)
    hatta istersen ahanda bu da size kapak olsun deyu bi haber bulursan gonder hemmmen ;))))

    ps kapisalim olm taaaam mi !

    (agresifAmaCiciLoLLa :)))

    loves .)

    YanıtlaSil
  4. bakın arkadaşlar, şu an sırf ikiniz yüzünden cnn turk izliyorum şu an.ahanda canlı. iki yorucu kadın zuhalle saba elele hep beraber nereye şu an bilemiyorum.hani bu iki hatun kişiyle bir yere gittiğimi düşünemiyorum.ola ki bi yere falan kapatsalar beni ben nefesimi tutup soluksuz kalmak suretiyle alternatif intihar yöntemlerini bile zorlarım.

    tüm bunlar bir yana, yine de izletiyor allahsız.bu reklam sektöründe çekici ve itici yöntemlerinin ikisinin de tutması gibi.
    itiyo ama izletiyor.

    bu arada, linkin sözüm sana olumsuzum ama çirkef değilim. endişen olmasın :)

    YanıtlaSil
  5. Ben çirkefsin demedimki ztn winston :)


    izletir izletir aslında ben her saba tumer'le bu gece yi izlemem nie dersen her konugu sevmiyoırum kimisi çok eglenceli kimisi acayip sıkıcı oluyo.

    YanıtlaSil
  6. Winston'uM Wolf'uM ooolleeaaayyyy bak isssste abijim reklam kampanyasi budur tutmus bak ;)))

    eheuheueheuehe aalllaaam yaa kendi kendine intihar yontemleri diye bi post atalim sen ya da ben ya da LinkinPark :))
    eeet izlettirio dimi hatunKişi :)

    YanıtlaSil
  7. llaaayyyn ortaaaak izlemion mu puhhhhh e ben niye izliom aq :s hahahahahahaha allaaam tencere kapak olduk galibasam :D

    YanıtlaSil
  8. izlettiriyor kerata:)
    bakalım bu sefer konugunu dinleyecek mi, konuğuyla mı ilgilenecek yoksa canından çok sevdiği bilgisayarı ve mailleriyle mi haşır neşir olacak diye sabırla takip ediyorum.
    daha çok sebebi var izlememnin, alıştıra alıştıra anlatıcam size bunları can güvenliğim açısından :P

    bakın arkadaşlar bi de bu sabanın başka modeli var. o da burcu esmersoy. o da twitter manyağı bir program sunucusu aynı saba teyzesi gibim :)
    konuğu bırakıyor bunlar, o size yazmış,bu size sormuş.

    YanıtlaSil
  9. Winston Wolf eheueheueheuehe bisi olmaaaazzzzzz soz bisi yapmicam yaaaa gel diom :)))))

    aaaa Burcu da iyi evet ama vasat Saba yaninda yaw :s
    ama eeet ortak ozellikleri birakiolar konuklari :)

    YanıtlaSil
  10. dün izledim 1.konuklarla baya ilgilendi ilgisini çekti galiba 1.leri :)
    2.konuklarda biraz sıkıldı sanki acıkcası bende sıkıldım bayat 1 sohbetti durmadan sol baştaki adam konusuyodu :D

    YanıtlaSil
  11. lllaaaaan !

    :))))
    eheueheuee :)))

    YanıtlaSil